ASTROLOJİ TARİHİ

0
1226

Eski mabetlerde (Mezopotamya, Mısır, Çin) yapılan çalışmaların içinde astronomik gözlemlerin yeri çok önemliydi. Hatta bazı mitolojik öykülerin (Herkül ve Altın Post gibi) çıkış noktası Güneş’in Zodyak kuşağı boyunca ilerlemesidir. Ayrıca Mısır hiyeroglifleri, Kalde çivi yazısı ve eski Çin alfabesindeki bazı karakterlerin bazı takım yıldızların şekillerinde olmaları da çok ilginçtir.

Şimdi, Mezopotamya’dan itibaren konuyu kısaca inceleyelim.

Astrolojinin Mezopotamya’daki gelişimini incelemeye bilinen en eski astrolojik doküman olan ENUMA ANU ENLİL isimli antik Babil tabletini kısaca gözden geçirmekle başlamakta yarar vardır. Tabii ki burada bir parantez açarak akademik çevrelerin belirli standartlara göre kabul gösterdikleri en eski astrolojik doküman demek gerekir. Yoksa, örneğin, Mısır’da ortaya çıkartılmış en eski “Yıdız Tabloları”, M.Ö. 4200 yıllarına kadar eskilere gider. Kuşkusuz bunun dışında farklı görüş ve iddialar da vardır.

  Enuma Anu Enlil’in yazılış tarihi MÖ.1700 senelerine değin uzanır. Ayrıca belirtmekte yarar var ki, Akad kralı Sargon’un (MÖ.2334-2279) ve Ur kralı Ibi-Sin’in (MÖ.2028) Babil öncesi Sümer devirlerine ait iki adet astrolojik doküman bulunmakla birlikte, bunlar araştırmacılar tarafından oldukça ilkel ve yetersiz bulunmuşlardır.

  Anu göğün tanrısı, Enlil ise yeryüzünün tanrısı anlamındadır. Dolayısıyla “Enuma Anu Enlil” (yeryüzü ve gökyüzü tanrılarının kitabı) eski Babil dilinde yeryüzü ile gökyüzünün birbirleriyle olan çok sıkı bağlantılarını işaret eden bir isimdir.

  Tabletin içerdiği kehanetlerde 584 gün olan Venüs döngüsü, yani Venüs’ün ufuk çizgisinde ilk göründüğü ve kaybolmadan önce son göründüğü zamanlar, referans olarak büyük ölçüde kullanılmıştır. Venüs bu tür bir döngüyü tamamlayıp gökyüzündeki orijinal (başlangıç) yerine 584 günde döner. Doğuda son göründüğü noktada Dünya’ya çok yaklaşır ve kaybolur. Yaklaşık iki ay sonra bu defa batıda görünmeye başlar. Batıda yaklaşık sekiz ay görünmeye devam eder, sonra tekrar kaybolur, ve yaklaşık iki hafta sonra tekrar doğuda görünerek döngüyü tekrar başlatır.

 Söz konusu tablette hem kehanetler hem de gözlemler yer almaktadır. Örnek olarak aşağıdaki metni okuyabilirsiniz:

 Arahsamna ayında, 11 inci günde, Venüs doğuda kayboldu. İki ay…gün gökyüzünden uzak kaldı. Tebeti ayında, ….günde, batıda görünmeye başladı: bu yılın hasatı bol olacak.

 Tabletin Babil kralı Ammisaduqa zamanında yazılması ve büyük ölçüde Venüs’e endeksli olması nedeniyle tablete akademisyenler arasında “Ammisaduqa Venüs Tableti” dendiği de olur.

 

 

Ammisaduqa Venüs Tableti

(British Museum’da)

 

 

Bu arada, daha önce belirttiğimiz üzere Güney Amerika gibi coğrafi açıdan Ortadoğu’dan oldukça uzak bir yerde de Venüs takvimi kullanılması ve ayrıca İncil’de Hz.İsa’nın kendisi için “Ben Davud’un kökü ve zürriyeti, Parlak Sabah Yıldızıyım (Venüs)”. gibi bir ifadede bulunması da Venüs’e verilen önemin yoğunluğunu vurgulamak açısından ilgi çekicidir.

 Tekrar Mezopotamya’ya dönersek MÖ.317 yılına kadar ki 400 yıllık zaman diliminde Babil’den gözlemlenebilen tüm ay tutulmalarını gösteren tabletler bulunmuştur. Ayrıca astronomi ile ilgili ilk tabletin tarihi MÖ. 8. y.y.a kadar gider. Günlük astronomik gözlemleri içeren gökgünlüğü tabletlerinin sayıları 4. y.y.dan sonra artış gösterir ve buna paralel olarak daha gelişmiş ve karmaşık bir matematiksel astronomi gelişir. Özellikle Babil’deki basamaklı piramit biçimindeki tapınak kuleleri olan “ziggurat”ların oldukça yüksek olmalarının astronom-astrologların gözlemlerini bir hayli kolaylaştırdığı da bilinmektedir.

 Öncelikle Ay’ın günlük hareketlerinin gözlemlenmesi ve evrelerinin tesbitinden sonra, Güneş’in hareketlerini (tabii ki jeosantrik açıdan -dünya merkezli- bakıldığı için hareketli gözüküyor), takım yıldızları nirengi noktası alarak izlemişlerdir. Bunun yanı sıra çıplak gözle takip edilebilen 5 gezegeni de (Merkür, Mars, Venüs, Jüpiter, Satürn) gözlem altına almışlardır. Bu noktada her bir gezegen Babil Panteonundaki bir tanrı ile eşleştirilmiştir. Örneğin Sin: Ay tanrısı, Şamaş: Güneş tanrısı, İştar: Venüs -Cennetin kraliçesi, Nergal: Mars -Ölülerin Efendisi, Ninurta: Satürn -Mars’ın kardeşi ve Marduk; Jüpiter -Babil’in kurtarıcısıydı. Panteondaki tanrılarla gezegenlerin eşleştirilmelerinden itibaren astrolojik sembolizm açıkça ortaya çıkmaya başlamıştır. Ayrıca derecelendirilerek 12 eşit parçaya bölünen ilk bilinen zodyak tableti MÖ.419 yılına ait olmasına rağmen, 12 burca ait özellikleri içeren bir çeşit zodyak şeması da MÖ. 6 y.y. tarihli Kambis tabletlerinde yer almıştır.

HENÜZ YORUM YOK